Geçenlerde bu mecradaki bir paylaşımda Mevlana’nın şu sözüne rast geldim: “Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istedim. Bugün ise bilgeyim, kendimi değiştirdim”. Büyük düşünür vaktinde ne de güzel söylemiş; fikrine, diline sağlık.
Değişmek, değiştirmek üzerine söylenmiş ve halen söylenmekte olan o kadar çok söz var ki… “Sen değiş, dünyan değişsin” türünden cümleler farklı ortamlarda karşımıza çıkıyor. Kişisel gelişim odaklı söylemlerde bulunan pek çok kişinin baskıcılıkta kullanılan klişe misali bu cümleyi veya benzerlerini kullandığına tanık olmuşuzdur.
Değiştirmek deyince bir şeyin yerine bir başka şeyi koymak şeklinde bir eylem beliriyor gözlerimin önünde. Bu eylemin nesnesi biz olduğumuzda ise kendimizi değiştirme çabasına giriyoruz. Kimi koymaya gayret ediyoruz ‘ben’ dediğimiz kişinin yerine? Nasıl bir ‘ben’ ile değiştirmek istiyoruz kendimizi?
Dört ‘ben’den bahsediyor olsak, bunlar kimler olurdu?
‘Olduğum ben’: Bedenimle, ruhumla, zihnimle ve duygularımla varlığımı temsil eden… Var olduğum hâlim.
‘Olmak istediğim ben’: Bugünkü ‘ben’e kıyasla daha iyi olmasını arzu ettiğim bir üst sürümüm (her zaman bir üst sürüm olacağı gerçeğini hatırda tutarak)…
‘Olduğumu düşündüğüm ben’: Kendimi bilmediğim, tanımadığım ve kendime nesnel bir gözle bakmadığım için yaşadığım yanılsama… ‘Olduğuma inandırıldığım ben’ de diyebiliriz.
‘Olmam gerektiğini düşündüğüm ben’: Yukarıda bahsini ettiğim yanılsamanın bir uzantısı olarak gelecekte erişmem gereken kişi olarak bana dayatılan…
Doğaldır ki, farklı bireyler kendilerine has bilgi ve deneyim düzeylerinden bakarak ‘ben’i farklı bağlamlarda tanımlayacaktır.
Yukarıda, naçizane tanımlamaya gayret ettiğim ‘ben’ler arasındaki etkileşime bir başka yazımda değinmek üzere onları şimdilik dinlenmeye bırakıyorum.
Hakikatte bireysel gayretimiz kendimizi değiştirmek yönünde mi olmalı?
Kişisel gelişim külliyatının baş aktörlerinden, çoğu kişinin maddi ve/veya çevresel unsurlarla tanımlamayı tercih ettiği ünlü konfor bölgesinden çıkmak mıdır asıl amacımız?
Ne yazık ki, ‘kişisel gelişim’ yerine ‘kişinin gelişimi’ kavramını sahiplenmediğimiz sürece genellemelerden kurtulup bireyler olarak her birimizin konfor bölgesinin farklı olduğu gerçeğini göz ardı etmiş olacağız.
Değişmek/değiştirmek yerine dönüşümden bahsetmeye başlasak ve dönüşümü kendimizi inşa etmek olarak anlamlandırsak nasıl olur? İnanç kalıplarımızdan kurtularak yıllar boyu oluşturduğumuz öz imgemizin dışarısına adımımızı atmak fikri heyecan verici.
Kendimizi inşa etmek, bizi amacımıza ve bizim için anlamlı olana ulaştıracak kariyer rotamızı çizmekle eşdeğer. Kariyerimiz için atacağımız bu ilk adım dengede kalmamız, doyumlu bir hayat yaşamamız ve dinginliğe erişmemiz için bir başlangıç.
Senin rotanın varış noktası neresi? Merak ediyor musun?
Fotoğraf: Stephen Leonardi | Unsplash
Bu yazım ilk olarak 17 Ocak 2022 tarihinde Linkedin’de yayımlandı.
