İçeriğe geç

Bütünlüğümüzün Sütunları

Canlıları birbirlerinden ayırt eden temel niteliklerin sırrı DNA moleküllerinde yatar. Bu molekülleri ayrıntılı incelediğimizde de en temel seviyede karbon, hidrojen ve oksijen elementleriyle karşılaşırız. Bakteri misali basit canlılardan en karmaşık biyolojik yapıya sahip canlılara uzanan yelpazenin aslında bu üç temel elementin farklı şekillerde dizilmiş bir çeşitliliği sergilediğini gözlemleriz.

Diğer bir deyişle, nihayetinde ortaya çıkan maddesel bütünün kendisini oluşturan elementlerin toplamından çok farklı olduğu gerçeği ile karşılaşıyor olsak da hayatın temeli aslında bu üç temel elemente dayanıyor. İşte bu yüzden de insanoğlunun kendisini meydana getiren unsurların toplamından daha fazlasını ifade ettiğine inanırım.

Her insanın kendi fiziksel yapısını farklılaştıran maddesel bütünlüğü nasıl ki aynı temel ögelere dayanıyor, sahip olduğu içsel bütünlük de benzer şekilde üç temel ögeden oluşuyor: Kendini bilmedürüstlük ve olgunluk. Bunları bütünlük çatısını taşıyan sütunlar olarak gözümde canlandırıyorum.

Kişi, kendisini güçlü ve zayıf yönleriyle nesnel bir gözle değerlendirmedikçe, hangi eylemi hangi amaca yönelik yapmak istediğini belirlemedikçe başarılı olması da o denli zorlaşıyor. Değerlerinin ve inanç kalıplarının bilincinde olduğu, alışkanlıklarını ve davranış şekillerini belirleyen nedenleri doğru tanımladığı; özetle, teşhisi gerçekçi bir yaklaşımla koyabildiği sürece ihtiyacı olduğunda tedaviyi de doğru uygulayabiliyor. Ne istediğini ve neleri yapmaya muktedir olduğunu bildiği noktadan itibaren de kendisini yeniden inşa edebiliyor.

İnsanın düşüncelerinde ve eylemlerinde dürüst olması onun bütünlüğünü oluşturan bir başka özelliği. Öncelikle kendisini istekleri ve beklentileri bağlamında değerlendirirken önyargılardan ve yanılsamalardan arınmış bir yaklaşım sergilemesi, varlığına olduğu gibi kabul vermesi ve kendisiyle yüzleşmesi, kendine karşı olan içtenliğini koruması adına da önem taşıyor.

Son olarak, adanmışlığı, eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmesi, çevresine karşı gözlemci bir yaklaşım sergilemesi, başkalarıyla uyum içerisinde çalışabilmesi ve başkalarından yeni şeyler öğrenmeye açık olması kişinin sergilediği bütünlüğün olgunluk boyutunu besleyen nitelikler olarak karşımıza çıkıyor. Olgunluğu, bireyin bilgi, görgü ve hoşgörü bakımından gelişmişliğinin bir ölçüsü olarak ele almak yanlış olmayacaktır.

Kendini bilme, dürüstlük ve olgunluk sütunlarını bireyin kendini yeniden inşa etme yolculuğunda temas ettiği insanlarla ilişkileri potasında değerlendirdiğimde ise yaşamımız boyunca iş ve özel hayatlarımıza dahil olan insanlarla aramızda kağıt üzerinde akdedilmemiş sözleşmeler olduğunu düşünmeden edemiyorum. Onlarla yaşadığımız deneyimlerimiz üzerinde her zaman etkimiz olmadığını düşünsek de deneyimlediğimiz her şeyin yaptığımız tercihlerin bir sonucu olduğunu aklımızın bir köşesinde tutmak gerektiğine inanıyorum.

Debbie FordIşığı Arayanların Karanlık Yanı adlı kitabında şöyle der:

“İnsanlar yaşamımıza bütünlüğümüzü tekrar kazanmamıza yardımcı olmak için gelirler.”

Ünal Elbeyli


Bu yazım ilk olarak 17 Ağustos 2020 tarihinde e-koc.org sitesinde yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Teşekkür ederim.