Tercihlerimiz, kararlarımız ve davranışlarımız söz konusu olduğunda bize yol göstermeleri için zihinlerimizde yer alan farklı haritalara başvururuz. Bu haritaları ifade ettikleri kavramlar çerçevesinde iki alt kümede sınıflandırabiliriz.
İlk alt küme, olan her neyse bize olduğu gibi gösteren haritaları barındırır. Bu kümeye biz HAKİKAT diyoruz.
İkinci alt küme, olan her neyse bize olması gerektiği şekliyle gösterir. Bu kümeye de DEĞERLER adını veriyoruz.
Zihnimizde alt kümeler çerçevesinde yarattığımız bu sınıflandırmayı da YORUMLAMA olarak tanımlamak mümkün. İşte bu yorumlama da bizi, kişiden kişiye farklılık arz eden ve PARADİGMA olarak adlandırdığımız kavrama ulaştırır.
Paradigma, bireyin bakış açısıyla oluşan değer, fikir, inanç ve tekniklerin bir dizisi olup onun günlük hayatında etkin olan düşüncelerin ve algıların bütününü ifade eder. Tutum ve davranışlarımızın kök bulduğu nokta tam da burasıdır. Çevremizde olan biteni nasıl gördüğümüz ve algıladığımız, ne şekilde düşüneceğimizi ve eyleme geçeceğimizi şekillendirir.
Sahip olduğumuz paradigma karakterimizin ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Var olmak, insani boyutta görebilmeyi gerektirir. Gerçekte kim olduğumuz, etrafımıza baktığımızda ne gördüğümüzü ve gördüğümüzden ne algıladığımızı belirler. Dolayısıyla, paradigmamızı değiştirmeden algılarımızı değiştirmemiz mümkün değildir.
Değerlerimizin, inançlarımızın, varsayımlarımızın ne denli bilincinde; deneyimlerimizden öğrenmeye ne kadar açık olursak paradigmalarımızın hayatımıza yansımalarının sorumluluğunu da o kadar fazla üstleniriz. Onları gözleyebilir, hakikat ile karşılaştırabilir ve gerektiğinde bizzat eleştirebiliriz. Bu sayede başkalarının görüşlerini yargısız dinler; onlara anlayışla yaklaşır hale geliriz. Nihayetinde de nesnel bir bakış açısına sahip oluruz ve büyük resmi görmeye başlarız.
Tutum ve davranışlarımızı bir ağacın yaprakları olarak hayal edersek paradigmayı o ağacın köküyle simgeliyor olmak çok da yanlış olmayacaktır. Ağacın sadece yapraklarına ihtimam göstermek nasıl ki onu güçlendirmez ve büyümesine katkıda bulunmaz; yalnızca alışkanlıklarımızı ve davranışlarımızı değiştirmeye çalışmak da tek başına büyük bir değişim yaratmaz. Fizikte anılan “kuantum durumları arasındaki geçiş” benzeri bir dönüşümü, anlamlı ve kayda değer bir değişimi yaşamak istiyorsak paradigmalarımızı mercek altına almamız kaçınılmaz.
Fotoğraf: Tabea Damm | Unsplash
Bu yazım ilk olarak 12 Nisan 2021 tarihinde Linkedin’de yayımlandı.
https://www.linkedin.com/pulse/paradigmalar-hayati-yorumlayan-haritalarimiz-unal-elbeyli/
